Numan Kurtulmuş: Birleşmiş Milletler Gazze’de sınıfta kaldı
Numan Kurtulmuş, Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında Birleşmiş Milletler’in etkisiz kaldığını belirterek, “Hangi mazlumun elinden tutabildi?” sözleriyle küresel sisteme sert eleştiriler yöneltti. Kurtulmuş, mevcut uluslararası düzenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Bursa'ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen "Küresel Adalet Arayışı" programına katıldı. Programda konuşan Kurtulmuş, Küresel ekonomik adaletsizlik ve gelir dağılımından Uluslararası kurumların işlevsizleşmesine birçok konuyu ele alırken Gazze ve Filistin üzerinden yaptığı uluslararası hukuk eleştirisi dikkat çekti.
Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen "Küresel Adalet Arayışı" programı, Rektör Ferudun Yılmaz ve Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ın selamlama konuşmalarıyla başladı. Rektör Yılmaz ve Vali Ayyıldız'ın selamlama konuşmalarının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Birtakım gelişmeler gelir dağılımı adaletsizliğini bir yoksulluk hâline dönüştürmekte"
Adaleti, hakkaniyet ve insani değerlerin yaygınlaşması meselesi olarak tanımlayan Kurtulmuş, bu kavramın insanlık tarihinin en önemli ortak arayışlarından birisi olduğunu belirtirken ortak duygulan geliştirilmesi yönünden bu çağın fevkalade zor bir dönem olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, "Her şeyin altüst olduğu, yıkılıp neredeyse yeniden yapılmaya başlandığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Bu süreçte insanlık âlemi olarak ihtiyacımız olan en önemli meselenin adalet olduğunun farkında olarak, adalet arayışını küresel bir hâle getirmek ve buna öncülük etmek; Türkiye olarak, Türkiye’nin aydınları olarak, Türkiye’nin vicdan sahibi insanları olarak hepimizin ortak vazifesi olmalıdır. Özellikle iki alanda adaletsizlik meselesinin öne çıktığını biliyoruz. Bunlardan birisi küresel ölçekteki ekonomik adaletsizliklerdir. Gelir dağılımı adaletsizlikleri, dünyanın farklı bölgelerinde zenginle fakir arasındaki uçurumun her geçen gün daha fazla artması; özellikle yeni birtakım gelişmeler, mesela küresel iklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak kuraklık ve iklim krizlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte açlık, kıtlık ve susuzluk gibi insanlığı tehdit eden güçlü gelişmelerin ortada olması, maalesef gelir dağılımı adaletsizliğini tam manasıyla bir yoksulluk hâline dönüştürmektedir." dedi.
"Dünyadaki ekonomik sistemi bozan kapitalizmdir"
Sadece fakir ve zengin ülkeler arasındaki fark değil; zengin ülkelerin kendi içerisindeki gelir eşitsizliği de dünyanın en önemli meselelerinden birisi olduğunu sözlerine ekleyen Kurtulmuş, "Dünyada bu kadar çok mesele varken, kendi düzenlerini hiç bozmayan; özellikle finans kapitalizmi üzerinden zenginliklerine zenginlik katan birtakım çevrelerin, çok azınlıkta olan birtakım çevrelerin varlığı ve gücü de aslında küresel ölçekteki bu eşitsizliği giderek artırmaktadır. Sadece rakamlarla zihninizi yormak istemiyorum. Ama bugün geldiğimiz noktanın vahameti bakımından sadece bir iki rakam vermek isterim. Dünya nüfusunun yüzde birini teşkil eden dünyanın en zengin yüzde biri, dünyadaki toplam servetin yüzde ellisine sahiptir. Böylesine bir eşitsizliği hiçbir dönemde görmedik. Firavunlar döneminde bile böyle bir eşitsizlik olmadı. Dolayısıyla bu, insanlığın kaldırabileceği bir mesele değildir." ifadelerini kullandı.
Kapitalizmin dünya ekonomisini bozan bir sistem olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Bu gelişmelere inat, iklim krizleri ve benzeri gelişmeler insanlığın durumunu daha da kötüye götürmektedir. Ama buna mukabil dünyadaki ekonomik sistemi bozan ve çok konuşulmayan konulardan birisi de vahşi kapitalizmin, vampir kapitalizmin geldiği noktadır. Bir süredir devam eden Amerika-israilin İran’a karşı başlattığı savaş sırasında vahşi ve vampir kapitalizmin unsurlarının; büyük servet ve sermaye sahiplerinin bu savaş dolayısıyla ortaya çıkan dalgalanmalardan kaç yüz milyar dolar kazandığının hesabı yapılmalıdır." şeklinde konuştu.
"Kapitalizmin dizginlenmesi, kontrol altına alınması gerekir"
Kurtulmuş, "Baktığımızda sadece bir savaşa ait güncel bir gelişme olarak zannettiğimiz şeyler, aslında petrol piyasalarında, sermaye piyasalarında ya da dünya borsalarında ne tür dalgalanmalara neden oluyor? Hürmüz Boğazı ile ilgili söylenen iki çift lafın, acaba vahşi kapitalizmin elinde ne büyük bir araca dönüştürüldüğünü; korktuğumuz nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü maalesef çok ciddi bir şekilde görüyoruz. Dolayısıyla dünyadaki bu ekonomik adaletsizliğin en temel meselelerinden birisi de vahşi kapitalizmin, vampir kapitalizmin önlenebilmesi meselesidir. Eğer ortak bir insanlık için ortak bir felaketten bahsedilecekse, bu büyük felaketin altını çizmek isterim. Bu çerçevede böylesine azgın ve etkin bir şekilde dünya ekonomisini yöneten vampir kapitalizmin mutlaka dizginlenmesi, sınırlarının belirlenmesi ve savaş baronu olarak da faaliyet sürdüren bu azgın kapitalizmin unsurlarının kontrol altına alınması gerekir." diye belirtti.
"Dünyanın yeni bir küresel ekonomik mimariye ihtiyacı var"
Küresel ekonomik kurumların bir fonksiyon icra edemediğini, kendilerine tanımlanmış görevleri yerine getiremediğini söyleyen Kurtulmuş, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
"Dünya Bankası’ndan başlayarak Uluslararası Para Fonu ile dünyanın bütün ekonomik kuruluşları, görevleri sadece kâğıt üzerinde yazılı olan kuruluşlar hâline gelmiştir. Dolayısıyla burada küresel adalet arayışının en temel hususlarından birisinin yeni bir ekonomik mimarinin kurulması olduğunu ifade etmek isterim. Dünyanın yeni bir küresel ekonomik mimariye ihtiyacı vardır. Fonksiyon gören; sadece zenginlere değil, sadece zenginlerin içerisindeki baronlara değil, bütün halklara ve bütün insanlara hizmet edecek küresel ekonomik kurumların kurulması gerekir."
Kurtulmuş, "Bu küresel çelişkileri, bu küresel adaletsizlikleri ve haksızlıkları gördüğümüzde; refah seviyeleri yüksek ama geleceğe dair hiçbir umudu kalmamış halkların, ülkelerin bulunduğunu görüyoruz. Örneğin Avrupa’nın çok gelişmiş milletlerinin hemen hemen çoğundaki ortak duygunun geleceğe ilişkin umutsuzluk olduğunun altını çizmek isterim. Hatta ekonomik geleceklerinin de büyük bir umutsuzluk içerdiğini düşünüyorlar. Öyle olduğu için de iki tane göçmen gördükleri zaman ayakları titriyor ve bu göçmenleri kendi ekonomik gelecekleri için tehdit olarak görüyorlar. Ama aynı zamanda bu işleri yapacak kendi içlerinde insanları da yok. Dolayısıyla bu büyük çelişkinin hem akademik anlamda hem entelektüel anlamda yeni bir ekonomik mimariye ihtiyaç duyduğu aşikârdır." dedi.
"Birleşmiş Milletler ne işe yarıyor? hangi savaşı önlemiş? hangi garibin hakkını alabilmiş"
Dünyadaki ikinci temel adaletsizlik meselesinin siyaset alanında, küresel siyasi mimariyi ilgilendiren adaletsizlikler ve düzensizlikler olduğunun altını çizen Kurtulmuş; bugün dünyada savaşların, çatışmaların, soykırımların, insan hak ve onurunun ayaklar altına alınmasının günlük olağan hâller hâline geldiğini ve dünyadaki bu haksızlıklara karşı duracak bir küresel sistemin olmadığını hatırlatarak "Evet, Birleşmiş Milletler var; ama her platformda söylediğimiz gibi savaşları sona erdirmesi, barışı tesis etmesi gereken bu kuruluş Allah aşkına ne işe yarar? Dünyanın neresinde hangi savaşı önlemiş, hangi mazlumun elinden tutmuş, hangi garibin hakkını alabilmiştir?"
Birleşmiş Milletlerin Gazze konusundaki tutumuna da değinen Kurtulmuş, "İşte yaklaşık 3 senedir Gazze’de yaşadığımız, insanlık tarihinin en ağır sınavlarından biri olan bu soykırım karşısında acaba Birleşmiş Milletler ne karar alabilmiş, aldığı hangi kararı uygulayabilmiştir? António Guterres’in bile Refah Sınır Kapısı’ndan içeri sokulmadığı bir dünyada, Birleşmiş Milletler’in ne önemi vardır, ne fonksiyonu vardır? Aynı şekilde dünyanın bütün siyasal kurumlarının; NATO’sından Avrupa Birliği’ne kadar hemen tamamının sallanmakta olduğunu, kendileri için yeni bir rota arayışı içerisinde olduklarını; pusulasını kaybetmiş, kendi iç çatışmalarıyla uğraşan kuruluşlar hâline geldiklerini görüyoruz."
"Barışın, insan haklarının, eşitliğin artık bir kıymet-i harbiyesi kalmamıştır"
Dünyadaki bu haksızlıkların durdurulabilmesi için yeni bir soluğa ihtiyaç olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Çünkü küresel siyasal mimarinin önce kurumları çökmüş, ardından kuralları yerle bir edilmiş, şimdi de terminolojisi geçersiz hâle gelmiştir. Barışın, insan haklarının, ülkelerin egemen eşitliğinin ve uluslararası alanda kullandığımız hiçbir terminolojinin artık bir kıymet-i harbiyesi kalmamıştır. İnsan haklarından bahsedenlerin, Gazze’deki çocukların haklarından bahsetmediklerini; hatta bundan rahatsızlık duyduklarını görüyoruz. Ancak bu kadar büyük haksızlıklar olurken Uluslararası Ceza Mahkemesi, siyonist benjamin netanyahu ve arkadaşları hakkında tutuklama kararı çıkarıyor. Uluslararası bir karar. Ama kendisi uluslararası hava sahasında istediği yerden istediği yere geçiyor, istediği ülkeye gidiyor, parlamentolarda konuşma yapıyor."
Uluslararası Ceza Mahkemesinin netanyahu hakkında çıkardığı yakalama kararının sadece kâğıtta kaldığını, uygulanmadığını hatırlatan Kurtulmuş, "Hani gözaltı kararı vardı? Üçüncü dünya ülkelerinden bir lider bunu yapsa, gittiği ilk yurtdışı seyahatinde derdest edilir; elleri kelepçelenir ve içeri atılırdı. Hangi kural? Hangi uluslararası hukuk? Bütün bunların hepsinin yerle bir edildiğini görüyoruz. Sadece biz görmüyoruz. Dünyanın her yerinde vicdan sahibi insanlar, yani insanlık cephesi olarak tanımladığımız büyük kitleler de bu vahşete, bu vahşetin sahiplerine, bu çifte standardın sahiplerine ve bu vahşilerin koruyucularına karşı seslerini yükseltmeye devam ediyorlar." ifadelerine yer verdi.
"Lamine Yamal’ın mazlumların yanında olduğunu ilan etmesi insanlık için bir şeref vesilesidir"
Barcelona’nın şampiyonluk kutlamasında Filistin bayrağını sallayan futbolcuyu takdir toplayan yaklaşımından dolayı tebrik eden Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadeler ile sonlandırdı:
"En son buradan da tebriklerimizi ifade edelim: Lamine Yamal’ın, FC Barcelona’nın şampiyonluk kutlamasında Filistin bayrağını sallayarak o kutlamalara coşku vermesi ve mazlumların yanında olduğunu ilan etmesi insanlık için bir şeref vesilesidir. Lamine Yamal’a ve arkadaşlarına sevgilerimizi gönderiyoruz. İstediğiniz baskıyı kurun, istediğiniz kadar güçlü olun; bakalım Lamine Yamal’ı durdurabilecek misiniz? Çocuğun sözleşmesini iptal edebilirsiniz. siyonist lobiler baskı yaparak büyük kulüplerde oynamasına engel olabilir. Ama zaten bunu göze alarak Filistin bayrağını sallayan Lamine Yamal, daha şimdiden insanlığın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından birisi olarak tarihe geçmiştir." (İLKHA)