Merkez Platform

İran krizi, yeşil jet yakıtını yeniden gündeme taşıdı

İran'a düzenlenen saldırılar ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, Avrupa havacılık sektörünü rotasından saptırdı. Jet yakıtı fiyatlarının savaş öncesine oranla yaklaşık iki katına çıkması ve olası yakıt kıtlığı, havayolu şirketlerinin karlarını tehdit ederken "Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı" (SAF) üzerindeki ilgiyi beklenmedik şekilde artırdı.

29 Nis 2026 - 08:10 YAYINLANMA
İran krizi, yeşil jet yakıtını yeniden gündeme taşıdı

Havacılık sektörünü karbonsuzlaştırmak, pillerin ağırlığı ve hidrojenin depolama zorlukları nedeniyle oldukça güç.

Kullanılmış yemeklik yağ gibi biyokütlelerden üretilen SAF, mevcut motor teknolojisiyle uyumlu olması ve emisyonları yüzde 80'e kadar azaltmasıyla en güçlü alternatif konumunda. Ancak SAF'ın en büyük engeli her zaman "fiyatı" oldu.

Aradaki fark iki katın altına indi

SAF fiyatları, fosil bazlı jet yakıtının yaklaşık üç katı düzeyindeydi. Geleneksel jet yakıtı ton başına 800 dolardan 1.500 doların üzerine çıktı.

SAF fiyatının 2.700 dolar civarında seyretmesiyle, aradaki fark iki katın altına indi.

Enerji güvenliği ve hammadde darboğazı

Avrupa'da jet yakıtı ihtiyacının yüzde 30'unun Körfez bölgesinden karşılanması, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı stratejik bir sorun haline getirdi.

SAF üretimi ise yeni bir bağımlılık riski taşıyor. Avrupa Birliği'nin (AB) SAF üretimi için kullandığı hammaddelerin yüzde 69'u dışarıdan geliyor; sadece Çin bu payın yüzde 38'ini oluşturuyor.

Çözüm "e-SAF" olabilir mi?

Yeşil hidrojen ve yakalanan karbonun birleştirilmesiyle üretilen e-SAF, Avrupa'nın Norveç, İzlanda, İspanya ve Portekiz gibi yenilenebilir enerji kaynakları zengin ülkelerinde üretilebilir.

Ancak e-SAF'ın maliyeti geleneksel yakıtın 12 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum, havayolu şirketlerinin uzun vadeli alım anlaşmaları yapmasını zorlaştırıyor.

Yatırımlar yeşil enerjiye kayıyor

Analistler, İran krizinin bir sonucu olarak yatırımların biyoyakıt maliyetlerini düşürmeye odaklanan şirketlere ve girişimlere yöneleceğini öngörüyor.

AB ve ulusal hükümetlerin Emisyon Ticaret Sistemi’nden (ETS) elde edilen gelirleri e-SAF projelerine aktarması ve üretici ile havayolu şirketi arasında köprü olacak "çift taraflı açık artırma" (DSA) mekanizmalarını hayata geçirmesi bekleniyor.

Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece "Plan B" arayışları hız kazanmaya devam edecek.

Bir zamanlar maliyeti nedeniyle "hayal" olarak görülen yeşil yakıtlar, artık çözümün bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: