Ali Özdemir - Merkez Medya

Bingöl’den siyonist rejime idam öfkesi: "Hitler aklı Netanyahu’da yaşıyor"

Bingöl Üniversitesi Erdemli Gençlik Kulübü, işgal rejiminin Filistinli esirler için kabul ettiği idam yasasını protesto eden basın açıklaması düzenledi.

08 Nis 2026 - 00:05 YAYINLANMA

Bingöl Üniversitesi Erdemli Gençlik Kulübü üyesi gönüllüler ve çok sayıda öğrenci, Filistinli esirlere yönelik idam kararını kınamak amacıyla bir araya geldi.

Merkezi kafeterya önünde düzenlenen basın açıklamasında, bazı öğrenciler prangalı ve gözleri bağlı bir şekilde Filistinli esirleri temsil etti.

Kulüp Başkanı Muhammed Demir, okuduğu basın açıklamasının başında, insanlık tarihinin utanç verici bir eşiğinde olunduğunu belirtti.

Demir, “İsrail Parlamentosu’nun (Knesset) yalnızca Filistinli esirlere uygulanacak idam cezasını içeren yasa düzenlemesini kabul etmesi; uluslararası hukuka, insan haklarına ve insanlık onuruna açık bir saldırıdır. Bu karar, sıradan bir ceza hukuku düzenlemesi değildir. Bu karar, 75 yıldır süren işgalin, sürgünün ve sistematik baskının 7 Ekim’den bu yana Gazze’de açık bir soykırıma dönüşen politikanın yeni ve daha karanlık bir aşamasıdır. Bu yasa ile işgalci israil rejimi, hukuku bir adalet mekanizması olmaktan çıkarıp bir infaz aracına dönüştürdüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu düzenleme; yaşam hakkının açık ihlalidir, ayrımcı ve ırkçı bir uygulamadır, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalidir, Apartheid rejiminin en vahşi tezahürlerinden biridir.” ifadelerini kullandı.

“Nazi rejimi İsrailde, Hitler aklı ise Netanyahu'da yaşamaya devam etmektedir”

Siyonist çetenin sistematik bir apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimi uyguladığını vurgulayan Demir, Nazi Almanyası ile benzerliklere dikkat çekerek şunları kaydetti:

 “israil, emperyalist güçler tarafından kurdurulduğu tarihten bugüne Filistinlilere yönelik sistematik apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimini uygulamaktadır. Hukuk kılıfıyla insanlığa karşı uygulamalarını meşrulaştırmaya çalışan soykırımcı israil, yasalar eliyle zulüm politikaları inşa etmektedir. israilin ırkçı zulüm yasaları saymakla bitmez: Gıyabi Mülkiyet Yasası ile Filistinlilere ait mülkiyetlere el koyan, Duvar Yasası ile seyahat ve yerleşimlere müdahale eden, yeni Yerleşim Kararları ile işgal düzenini kurarak Filistinlilerin arazilerine el koyan, Yahudi Ulus Dönüş Yasası ile Yahudileri dünyanın dört bir tarafından Filistinlilerin topraklarını çalmak üzere çağıran ve sürgüne uğrayan Filistinlilerin topraklarına geri dönme haklarını ise yasaklayan Yahudi Ulus Devlet Yasası ile Yahudi olmayanların en temel haklarını yok sayan israil yasalarıdır."

Bu yasaların, işgalci rejimin 80 yıla dayanan sistematik politikası olduğunu vurgulayan Demir, "israil aklı katletme ve çalma üzerine kuruludur. Tüm bu yasalar ve İdam yasası israilin soykırımcı mevzuatının bir parçasıdır. Soykırımcı israilin kendisine örnek aldığı rejim olan Nazi Almanyası’nda da yapılan tüm katliamlar Alman yasalarına uygun bir şekilde yapılmıştı. Nazi rejimi israilde, Hitler aklı ise Netanyahu'da yaşamaya devam etmektedir. İşgalci bir gücün, işgal altında tuttuğu halkı idamla cezalandırmaya kalkışması; Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne, uluslararası insan hakları hukukuna ve evrensel adalet ilkelerine açıkça aykırıdır. Filistinli esirlerin durumu, yıllardır süren bir insanlık krizidir. Ancak özellikle son süreçte bu durum açık bir imha politikasına dönüşmüştür. Serbest bırakılan esirlerin tanıklıkları şunu göstermektedir: Sistematik işkence ve cinsel saldırı, kasıtlı aç bırakma ve tıbbi ihmal, hukuksuzluk ve denetimsizlik. Cezaevleri artık birer işkence merkezine dönüşmüş durumdadır. Adil yargılanma hakkının ortadan kaldırıldığı, uluslararası gözlemcilere kapalı bu sistemde; askeri mahkemelerde yüzde 99’u aşan mahkûmiyet oranlarıyla insanlar cezalandırılmakta, şimdi ise bu hukuksuzluğa idam cezası eklenmektedir.”

“Bu yasa bir soykırım aracıdır! bu yasa insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur! sessiz kalmayacağız!”

Sözde siyonist yasanın, Filistin halkının meşru direniş hakkını “terörizm” kılıfı altında kriminalize etmeye çalıştığını vurgulayan Demir, "İşgalin kendisini görünmez kılarken direnişi suç haline getirmektedir. Oysa bilinmelidir ki: Asıl suç, başkasının toprağını işgal etmektir. Asıl zulüm, sivilleri hedef almaktır. Asıl terör, bir halkı sistematik olarak yok etmeye çalışmaktır. Gazze’de yaşananlar, yalnızca bir çatışma değil; kadınların, çocukların, sağlık çalışanlarının, gazetecilerin hedef alındığı; açlığın bir silah olarak kullanıldığı, altyapının bilinçli şekilde yok edildiği açık bir soykırım sürecidir. Aynı zamanda israilin Lübnan, Yemen, Suriye ve İran’a yönelik saldırıları, bölgesel barışı tehdit eden yayılmacı bir politikanın parçasıdır. Birleşmiş Milletler, İslam İş birliği Teşkilatı ve uluslararası mekanizmaların bu vahşet karşısındaki sessizliği kabul edilemez. Bu sessizlik, işgalci rejimi cesaretlendirmekte, insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açmaktadır. Buradan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve tüm uluslararası topluma çağrıda bulunuyoruz: Kınama açıklamaları yeterli değildir. Uluslararası hukuk çerçevesinde somut ve caydırıcı adımlar atılmalıdır. Erdemli Gençlik Kulübü olarak haykırıyoruz: Bu yasa bir soykırım aracıdır! Bu yasa insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur! Sessiz kalmayacağız!” ifadelerine yer verdi.

İşgal bitecek Filistin özgürleşecek”

Demir, “Bingöl'den tüm dünyaya sesleniyoruz: Bu barbarlığın yasallaştırılmasına izin vermek, soykırıma ortak olmaktır. Şimdi sesimizi fırtınaya dönüştürme vakti! Susma! Zulmü, dünyaya haykır! Durma! İnsanlık onurunu savun! Ayağa kalk! Filistinli esirler için, adalet için, insanlık için ses ver! Filistin halkının onurlu direnişi; ne zindanlarla ne işkencelerle ne de idam sehpalarıyla bastırılamaz. İşgal bitecek. Filistin özgürleşecek. Bu yasaları çıkaranlar ise tarihin ve adaletin önünde mutlaka hesap verecektir.” diye belirtti.

Basın açıklaması yapılan dua ile sona erdi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: