Batman'da göçebe hayvancılık çalıştayı başladı
Batman'da düzenlenen Göçebe Hayvancılık Çalıştayı, sektör temsilcileri, akademisyenler ve üreticileri bir araya getirdi. İki gün sürecek çalıştayda, göçer hayvancılığın sorunları ve çözüm önerileri ele alınıyor.
Batman'da göçebe hayvancılığın mevcut durumu, karşılaşılan sorunlar ve çözüm yollarının ele alınacağı "Göçebe Hayvancılık Çalıştayı" başladı. Çalıştay, 8-9 Nisan tarihleri arasında iki gün boyunca devam edecek.
Çalıştaya hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üreticiler, akademisyenler, uzmanlar ve ilgili kurum temsilcileri katıldı. Program kapsamında göçebe hayvancılığın sürdürülebilirliği, mera kullanımı, iklim koşullarının etkileri ve üreticilerin yaşadığı güncel sorunlar ele alınacak.
Çalıştay sonunda elde edilecek verilerin, bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine yön vermesi bekleniyor. Programa, Batman Vali Vekili Ekrem Güngör, Batman İl Tarım ve Orman Müdürü Necdet Tuncer, Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, göçerler ile çok sayıda davetli katıldı.
Açılış konuşmasını göçerleri temsilen Fatih Şenyüz yaptı. Şenyüz, göçerlerin yaşadığı sorunları, sıkıntıları ve talepleri dile getirdi.
Batman İl Tarım ve Orman Müdürü Necdet Tuncer
"Göçer hayvancılık ekolojik zenginliğin bir sonucudur"
Çalıştayda konuşan Batman İl Tarım ve Orman Müdürü Necdet Tuncer, şunları söyledi:
"Çocukluğumda göçerlerin yaz aylarında bölgemize gelip sürülerini otlattıklarını görüyordum. O zamanlar bu durumu, bulundukları yerlerde yeterli meralarının olmamasına bağlıyordum. Ancak zamanla anladım ki bu durum aslında ülkemizin sahip olduğu ekolojik zenginliğin bir sonucudur. Doğu ve kıyı bölgelerimiz birbirine çok yakın oldukları hâlde iklim ve bitki örtüleri birbirinden oldukça farklıdır. İşte bu farklılık, göçerlerimizin neredeyse yılın tamamında meralarda bulunarak sürülerini beslemelerine imkân sağlamaktadır."
"Göçebe hayvancılık ekonomik ve stratejik öneme sahip"
Tuncer, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Bu büyük bir zenginliktir. Ve bu zenginlikten en doğru şekilde yararlanmanın yolu göçebe hayvancılıktır. Bu nedenle göçebe hayvancılığı korumak ve gelecek nesillere taşımak hepimiz için tabii bir sorumluluktur. Kıymetli misafirler, göçebe hayvancılık aynı zamanda önemli bir ekonomik faaliyet ve istihdam alanıdır. Bugün bölgelerimizde bulunan on binlerce işletmede milyonlarca küçükbaş hayvan bu sistemle yetiştirilmektedir. Bu da göçer hayvancılığın hem ülke ekonomisinde hem de toplumumuzun gıda güvenliğinde ne kadar hayati bir role sahip olduğunun açık bir göstergesidir."
"Göçerlik yok olma riskiyle karşı karşıya"
Göçer yaşam biçiminin karşı karşıya olduğu risklere dikkat çeken Tuncer "Ancak hepimiz biliyoruz ki göçerlik, sadece bir üretim şekli değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir ve günümüzde çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır. Yoğun kentleşme, eski göç yollarının kaybolması, mera alanlarının daralması, küresel iklim değişikliği, sosyokültürel kabulün azalması ve çobanlık mesleğinin yeterli ilgiyi görmemesi, göçerliği yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Şunu biliyoruz ki eğer gerekli adımlar atılmazsa yalnızca ekonomik bir üretim modelini değil, aynı zamanda kültürel bir mirası, toplumsal bir hafızayı ve doğayla uyumlu bir yaşam tarzını da kaybetmiş olacağız. Üstelik bunu bir kez kaybettikten sonra modern dönemde yerine koyabileceğimiz yeni bir model bulunmamaktadır." dedi.
"Ortak yol haritası oluşturulacak"
Çalıştayın önemine değinen Tuncer "Bu çalışma tam da bu noktada büyük önem taşımaktadır. Önümüzdeki iki gün boyunca alanında uzman akademisyenlerimiz, sektör temsilcilerimiz, kamu kurum ve kuruluşlarımız, yurt dışından katılımcılarımız ve göçerlerimizle birlikte önemli bir istişare zemini oluşturacağız. Amacımız, göçer toplumların karşı karşıya kaldığı sorunları açık bir şekilde ortaya koymak, çözüm önerileri geliştirmek ve ortak bir yol haritası belirlemektir. Göç yollarının belirsizliği, mera kullanımındaki zorluklar, göçerler ile yerleşikler arasındaki sorunlar, iklim değişikliği ile eğitim ve sağlık gibi temel konularda somut çıktılar elde edeceğimize ve bu çıktılarının politika geliştirme süreçlerine katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu süreçte sizlerin aktif katılımı, görüşlerinizi samimiyetle paylaşmanız ve ortak akıl oluşturma çabanız büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.
"Göçerlik kadim bir yaşam biçimidir"
Konuşmasının sonunda göçer kültürünün önemine vurgu yapan Tuncer "Göçerlik Anadolu’nun kadim yaşam biçimlerinden biridir. Doğaya saygının, toprağa bağlılığın bir simgesidir ve insanlık var oldukça yaşamayı hak etmektedir. Sözlerime son verirken, bu çalışmanın gerçekleşmesine destek veren Sayın Bakanımıza, bizleri her zaman cesaretlendiren ve bu çalışmaya büyük katkı sağlayan üniversitelerimize, yurt dışından katılımcılarımıza, katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine, meslek odalarına, tertip komitesine, basın mensuplarına ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.